|
Hadi uyandır beni söyle gördüğüm zamansız bir düş mü? Hadi git,
uzaklaş, yokluğuna inandır beni. Gerçekten yoruldum her bulduğum yerde
seni kaybetmekten.
Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler
kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.
Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün bu ayrılık şarkılarını
kurşuna dizeceğim ve seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye
vereceğim.
Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yanlızlığımı,
çaresizliğimi? Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben
anlatamadım
Rüzgar alabildiğine hırçın,yağmur alabildiğine inatçı, yüreğin ise
onlara inat sanki bir liman... Tıpkı gözlerindeki huzur gibi...
Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için
tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız
olduğun için tutkunum sana.
Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım...
Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi
öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı
öğrenemedim!
Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın
olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz
olsun...
Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine, gözlerin zamansız takılırsa,
kulakların zamansız deli gibi çınlarsa bil ki bir yerlerde
özlemişsindir beni
Gençliğine güvenip erken derken belki elveda bile diyemezsin giderken.
Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağmurlar
yağdırdım gözyaşlarımla küçük melekler gönderdim seni öpmeye! Geldiler
mi?
Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için
tutkunum sana! Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim, her
baktığında beni görebilmen için, sana
bulutlar kadar yakın olmak isterdim, üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur
olup silebilmek iÇİN
|