|
İletişim
Albay binbaşıya: “Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen
bir olay değildir. Erleri talim elbiseleri ile eğitim alanına
getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine
gerekli bilgiyi vereceğim. Eğer yağmur yağarsa, doğal olarak bir
şey göremeyiz. O zaman erleri kapalı eğitim alanına götürürsün.”
Binbaşı yüzbaşıya: “Albayın emri ile, yarın saat 9’da güneş
tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Eğer hava
kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma,
kapalı eğitim alanında talim elbiseleriyle yapılacaktır.”
Yüzbaşı teğmene: “Albayın emri ile yarın saat 9’da talim
elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacak. Eğer
yağmur yağarsa ki, bu durum pek sık görülen bir olay değildir.
Albay kapalı eğitim alanında gerekli bilgiyi verecektir.”
Teğmen başçavuşa: “Yarın sabah 9’da hava güzel olursa, talim
kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı eğitim alanında yağmur
yağarsa, alayın meydanında eğitim yapılacak. Çünkü bu her zaman
görülen bir olay değildir.”
Başçavuş ere: “Yarın sabah 9’da kapalı eğitim alanında albayı
tutuklayacağız. Sabah hepiniz eğitim teçhizatı ile hazır olun.”
Askerler kendi aralarında: “Yarın sabah bizim başçavuş albayı
tutuklayacakmış!..” (Gülseren Adaklı)
Nişan
Yurtdışı görev yapmakta olan asker, kız arkadaşı nişanı
attığında ve fotoğrafını geri istediğinde çok üzülür.
Arkadaşlarındaki tüm bayan fotoğraflarını alır, hepsini bağlar
ve üzerine şu notu yazarak geri gönderir: "Üzgünüm, hangisinin
sen olduğunu hatırlamıyorum. Kendi fotografını al ve kalanını
iade et!.."
Bozuk para
Komutanı askere bir dolar bozuğu olup olmadığını sormuş. Asker
"Tabii ki dostum, ver bozayım" demiş. Komutan askeri uyarmış
"Bir komutanla konuştuğunu unutma, şimdi yeniden soruyorum, bir
dolar bozuğun var mı?.." Asker cevap vermiş, "Hayır, efendim!.."
KAMUFLAJ
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor,
komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar
komutan onaylıyor...
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav.
Komutan aferin diyor köpek çuvalı....
İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav..
Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok
iyi taklit yapıyorlar...
Enson çuvala vuruyor ses yok...
Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses
yok...
Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin...
Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
'Patateeeeeees'
GERİ ZEKALI KAMYON ŞOFÖRÜ
Mehmet er olarak askerliğini yapmaktadır. Ve komutan her gün
Mehmet'i 10 km. uzaktaki şehir merkezine yürüyerek gönderir ve
kendisine günlük bir Hürriyet gazetesi aldırır.
Mehmet her ince şehir merkezine yürüyerek gider ve ogleden sonra
saat 15,00e doğru da kışlaya geri gelerek komutanına aldığı
gazeteyi verir.
Aradan 10-15 gün geçer ve Mehmet hergün ayni işlemi yapmaktadır.
Bir gün Mehmet bu adar uzun yolu hergün gitmeye dayanamaz ve
şehre gazete almaya gittiğinde aynı Hürriyet gazetesinden 4 adet
alır ve karargaha geri döner ve komutana gazetelerden bir
tanesini verir. Diğer 3 gazeteyi de kendisinde saklar.
2. gün Mehmet sanki şehre gitmis gibi yapar ve garnizonda sota
yerlerde oyalanır ve öğleden sonra saat 15,00 e dogru dün aldığı
Hürriyet gazetelerinden birisini daha komutana verir.
3. gün Mehmet şehre gitmez ve ogleden sonra saat 15,00 e dogru
komutanın yanına giderek aldığı gazetlerden bir tanesini daha
verir.
4. gün de ayni şeyi yapar ki; komutan Mehmete hışımla seslenir
ve derki:
'Sen bu gazetelere gelirken göz gezdiriyor musun, bakıyor musun?
' Mehmet endişe ile ve korkarak 'hayır komutanım hiç bakmıyorum'
der.
Komutan tebessüm ederek Mehmet'i yanına çağırır ve der ki
'Gel o zaman sana komik bir şey göstereyim, geri zekalı bir
şoför, 3 gündür ayni araba ile ayni ağaca çarpıyor...
Bak 3 gündür gazetede adamın da, carptığı arabanın da agacın da
resimlerini koyuyorlar' der.
DİKTATÖR
Diktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri
hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp:
'Kim hapşırdı demiş:
' Askerler korkudan bir şey söyleyememiş.
Diktatör bunun üzerine birinci sırayı kurşuna dizmiş.
Sonra yola devam etmişler biraz sonra yine bir hapşırık sesi
gelmiş.
Diktatör kim hapşırdı deyince yine korkudan kimse kimin
hapşırdıgını soyleyememiş.
Bunun uzerine diktator ikinci sırayı kursuna dizmiş.
Biraz sonra yine birisi hapşırmış.
Diktatör arkasını donup sormus kim hapşırdı diye.
Bi asker ben hapşırdım demiş .
Diktatör general askere dönüp:
Çok yaşa demiş.
ÇABUK ÇAĞIR
Yüzbasinin çok sevdigi ve güvendigi Onbasi Mehmet'in
cezalandirdigi er, yüzbasinin karsisinda :
-Komutanim benim bir sikayetim var.
-Söyle.
-Mehmet onbasi beni dögdi.
-Git, ben onun cezasini veririm.
-Ama yüzbasim; hem dögdi , hem sögdi. -Anladim, git cezasini
veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasini veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.<
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladim.
-Ama yüzbasim, Mehmet onbasi benim anamaa da laf etti , babama
da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin,
babam da sensin.
Yüzbasi :
-Derhal kos; çagir Mehmet Onbasi'yi buraaya! dedi.
BİSKÜVİ
Acemi er, levazim basçavusuna yakinir :
-Basçavusum, bize yemekte ördek böregi vverdiler.Yemin ederim
ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanitlar basçavus.
Seen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Sey...yani evet, basçavusum.
-Içinden hiç asker çikti mi, ulan!
YAHUDİ ASKER
2'ci Dunya Savasi sirasinda Rus ordulari geri celiyorlar. Ve rus
generali durumu kurtarmak icin askerleri tesvik etmeye karar
vermis. Her getirilen olu nazi icin 10 ruble vaad etmis.
Askerler saldirdilar. Catismadan sonra kimi 1 kimi 3 cesed
getiriyorlar ve paralarini cash aliyorlar. Bu ara bir yahudi
asker bir vagon surukleyerek getirdi Vagonun kapisini acti -
icerisi ceset doluydu General bunu gorunce sasirdi ve askeri
kenara cekerek soyle dedi. ' Asker ,anlarsin ya butcemiz zaif
,haydi ben sana 7.50 ruble cesetbasi verim' Asker 'olmaz' dedi'
zaaten bana gelis fiyati 8.30 ruble '
30 DERECE DOĞUYA
Bir savas gemisi karanlik ve sisli bir gecede yol aliyormus.
Derken kaptan koskundeki komutan tam karsida ve uzakta
uzerlerine dogru gelen bir isik farketmis. Hemen karsi tarafa
sinyal gondererek su mesaji gecmis:
-'Derhal rotanizi 30 derece doguya cevirriniz'
Karsindan aninda cevap gelmis:
-'Sen rotani 30 derece batiya cevir!' Komutan sasirmis, biraz da
sinirlenmis, mesaji tekrarlamis:
-'Rotani derhal 30 derece doguya cevir, emrediyorum!'
Karsidan cevap:
-'Asil sen rotani 30 derece batiya cevirreceksin!'
Komutan ofkeden kuplere binmis, bir mesaj daha yollamis-'Ben 30
yillik kaptanim, sana son kez emrediyorum, rotani 30 derece
batiya cevir!'
Cevap:
-'Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen
rotani 30 derece doguya cevir'
Komutan, o kadar sinirlenmis ki, hemen murettebata butun toplari
atese hazir hale getirmelerini emretmis ve son kez bir mesaj
gondermis:
-'Burasi bir savas gemisi, derhal rotanii 30 derece batiya
cevirmezsen atese baslayacagiz'
Karsidan cevap gelmis:
-'Burasi da bir deniz feneri.. Sen rotani bir an once 30 derece
doguya cevirmezsen birazdan kayalara carpacaksin'
AMİRAL KAPICI
Adam zilzurna sarhos halde otelin kapisina gelir, kapida gordugu
apoletli, sirmali uniformali adama seslenir:
... Heeey!, bana bir taxi cagir!
adam hiddetle: -!-
ben kapici degil, amiralim!
... oyleyse bana bir gemi cagir! :))
AY TUTULMASI
Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir.
Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı
görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi
verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O
zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzzda güneş tutulacak. Bu
her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa
bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta
gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda taalim elbisesi ile güneş
tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa
ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı
talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay
tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında
manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgaahta Albayı tutacağız.
Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutukklayacakmış.
BAYRAK
Acemi erlerin dağıtım zamanı gelmişti.Herkes kurra torbasında
sırasını bekliyordu.
Derken sıra bizim Temele geldi.
Komutan;
---Söyle bakalım Temel kurrada nerenin çıkmasını istersin??,
Temel;
----Hiç farketmez Komutanım Vatan bir bayrak altında bölünmezlik
aşkıyla yatan..
Komutan;
----Hadi kurranı çek bakalım.
Temel kurrayı çeker birde bakarki Hakkari yüksekova sınır
Jandarma komutanlığı,
Temel;
---- Tüh beee,, Kim dikti lan bu bayrağı buralara............
SALAK ERLER
İki çavuş iddaya girer hangimizin eri daha salak diye. İlk çavuş
erini çağırır ve der ki;
-Oğlum al şu 10 milyonu git bana bir araaba al. Er:
-Baaaşüstüne çavuşum der gider.
ikinci çavuş çağırır erini:
-olum git bak bakayım ben evdemiyim der..
er:
-baaşüstüne çavuşum der çıkar.
bu iki salak er çarşıda karşılaşırlar erlerden biri:
-yahu bende bir çavuş var o kadar salak ki bana para verdi git
bana araba al diye lan keriz bugün pazar arabayı nerden
bulayım..
diğer er:
-yahu benim ki daha salak yok gidip kenddisi evdemiyiş
değilmiymiş diye bakacakmışım be ey lavuk yanında koskaca
askeriyenin telefonu var evi arada sorsana...
ASKER TEMEL
Asker Temel içki içmeyi çok severmiş.Bir gün komutan duvara bir
yazı yazmış:"İÇKİ ÖLDÜRÜR" Asker Temel sabah bu yazıyı görünce
yanına ekler:"ASKER ÖLÜMDEN KORKMAZ"
LAZER
Komutan bölüğe bir bilgisayar aldırır ancak yazıcı almayı
unutur. Postasını çağırır ve ona 'git bana bir lazer yazıcı
getir' der. postası gider bölüğün içindeki bütün erlere laz olup
olmadığını sorar, bir laz bulur ve komutanın yanına getirir.
komutan postasına 'bu kim ' diye sorar ve posta komutana 'bir
tane laz er getirdim' der.Komutan ise 'iyi ki scan-er
istemedik'der ve asker de 'onu da bulabilirim komutanım ' der.
TEK ASKER
Manevra varmış. Temel elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip
sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel??
Temel cevaplamış.
Şu yandan, bu yandan,
Arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.
Temel bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince.
Temel dayanamamış ve :
-Habu memleketin tek askeru ben miyum koomitanum daa!
TOS-BA-ĞA
Komutan bir gün askerleri sıraya diziyor ve okuma bilenler ve
bilmiyenleri ayırıyor.Bilenlerin bilmeyenlere öğretmesini
istiyor ve 1 hafta zaman verıyor.Okumayı öğrenenlerede benden 1
hafta izin diyor ve 1 hafta sonra komutan askerleri bir kara
tahta önüne topluyor ve tahtaya kaplumbağa yazıyor ve hadi okuya
bilen varmı diyor ama kimseden ses soluk yok.Komutan hadi size
bir şans daha diyor ve size yazdığım kelimenin resmini çizecem
diyor ve kafasını,ayaklarını,kabuğunu falan çiziyor ve hemen
askerlerden biri atlıyor. Komutanım ben buldum okuya bilirmiyim
diyor ve komutan tabiki diyerek hadi oku bakim diyor ve (asker
heceleyerek)tos-ba-ğa diyor.
KAPTAN BRAVO
Günün birinde acik denizlerde yol alirken, gözcü seslenmis
diregin tepesinden, "heyyoooo, uzakta bir korsan gemisi
göründüüüüü...
" Bunun üzerine tüm mürettebat dehset icinde saga sola
kosusturmaya baslamis. Kaptan Bravo sakin bir sesle yardimcisina
seslenmis,
"bana kirmizi gömlegimi getirin."
Yardimci derhal kaptanin kirmizi gömlegini getirmis... Bravo
gömlegi giyerken adamlarini savas düzenine sokmus ve korsanlari
yenmis...
Daha sonra, gözcü bu kez bir degil, iki korsan gemisini tespit
etmis uzaklarda...
Kaptan Bravo bu kez de kirmizi gömlegini istemis ve yine
korsanlari duman etmis. O aksam, bütün mürettebat güvertede
oturmus, o günkü zaferi konusurken, adamlardan biri kaptana
sormus:
"Kaptanim, niye savastan önce kirmizi gömleginizi istiyorsunuz,
cok merak ettik de, bagislayin sormakla bir kusur ediyorsam..."
Bravo soruyu cevaplamis:
"Sundan istiyorum evladim... Eger saldiri sirasinda yaralanirsam
kirmizi gömlek akan kanimi belli etmez, böylelikle siz de
korkusuzca düsmanlarimiza direnmeyi sürdürürsünüz.
"Ortaligi bir sessizlik kaplamis, sadece denizin sipirtisi ve
rüzgarin yelkenlere dokunusu duyuluyormus... Adamlarin yürekleri
kaptanlarinin cesaretine duyduklari hayranlikla güm be de güm
atiyormus...
Safak sökerken gözcü bu kez bir degil, iki degil, ama tam ON
korsan gemisinin yaklasmakta oldugunu tespit etmis. Mürettebat
kutsayici bir sessizlikle kaptanlarina bakarak, onun o artik
alisilagelen kirmizi gömlek talebinde bulunmasini beklemeye
baslamislar.
Kaptan Bravo celik gibi gözleriyle gemisine yaklasan korsan
filosuna bakmis, sonra korkusuzca adamlarina dönmüs ve sakin bir
sesle bagirmis:
"Kahverengi pantolonumu getirin bana!"
|