SARIŞIN-GARSON VE İNTEGRAL
İki erkek matemetikçi bir bara gider. Birincisi ikincisine
ortalama bir kişinin matematik hakkında çok az şey bildiğini
söyler.
İkincisi buna katılmaz ve bir çok insanın yeterli miktarda
matematikle başa çıkabileceğini iddia eder.
Birinci matematikçi tuvalete gider. Onun yokluğunda ikinci
matematikçi garson kızı çağırır.
Ona bir kaç dakika sonra arkadaşı döndügünde kendisini tekrar
çağıracağını ve bir soru soracağını söyler.
Bütün yapacağı ``iks küp bölü üç' diye yanıt vermektir.
Kız tekrarlar:- `eks küp... ne?
' Matematikçi düzeltir `iks küp bölü üç'
Kız:- `Eks küp bölü üç?
-' Evet der matematikçi.
Kız tamam deyip, kendi kendine mırıldanarak uzaklaşır, -`iks küp
bölü üç, iks küp...'
Birinci matematikçi döner ve ikincisi kendi görüşünün
doğruluğunu kanıtlamak için iddiaya girmelerini teklif eder.
Sarışın garson kıza bir integral soracağını söyler, birincisi
gülerek kabul eder.
İkinci adam garson kızı çağırır ve sorar
- `x karenin integrali nedir?'
Garson kız yanıtlar
-`x küp bölü üç',
uzaklaşırken de ekler
- `artı bir sabit sayı'!
MATEMATİKÇİNİN METRESİ
Bir doktor, bir avukat ve bir matematikçi bir metres ya da bir
eş edinmenin iyi ve kötü yanlarını tartışıyorlardı. Avukat der
ki:
-Kesinlikle metres daha iyidir. Eğer bir karınız varsa ve
boşanmak isterse, bir sürü yasal problem çıkar.
Doktor der:
- Bir karınızın olması daha iyidir çünkü eş bir tür güven
duygusu verir ve stress düzeyinizi düşürür, bu da sağlığınız
için yararlıdır.'
Matematikçi der;
- İkiniz de yanılıyorsunuz. Hem metresiniz hem de karınız olmalı
ki karınız metresinizle ve metresiniz karınızla olduğunuzu
düşündüğünde siz rahat rahat matematik çalışıyor olabilesiniz.
KAÇ KİŞİ
Bir matematikci, bir biyolog, ve bir fizikci sokak kahvesinde
oturmuslar yolun karsi tarafinda ki binaya girip cikanlari
gozluyorlarmis.
Once binaya iki kisinin girdigini gormusler. Bir sure gecmis uc
kisinin binadan ciktigini gormusler. Fizikci :
- ' Ölcme hassas degildi'
Biyolog :
- ' Üremislerdir'
Matematikci :
- ' Simdi iceri bir kisi daha girerse bina tam olarak bos
olacaktir.'
MATEMATİKÇİ
Yeni evli bir çift balaylarında Ürgüp-Göreme bölgesinde geziye
çıkmaya karar verirler. Yeraltı şehirlerini gezerlerken birden
önlerine bir yol ayrımı çıkar ve duvarlarda artık çıkış yönünü
gösteren okların olmadığını fark ederler. Genç adam telaş içinde
bağırmaya başlar:
``YARDIM EDIN KIMSE YOK MU?'
Bir süre adamın kendi sesinin yankısından başka bir ses
duymazlar. 10-15 dakika sonra duydukları değişik bir ses şöyle
demektedir:
``Merhabaaa! KAYBOLDUNUZ!'
Morali daha da bozulan adam çaresizlik içinde tepinmeye başlar.
Genç kadın ise gayet sakin omuz silker ve:
``bu sesin sahibi mutlaka bir matematikçidir' der.
Kadının sakinliği üzerine canı daha da sıkılan adam :
``Hadi canım sen de! Nereden çıkardın bunu?' diye sorar. Kadın:
``Üç nedenim var' der ve sayar:
``Bir, yanıtın gelmesi gereğinden uzun sürdü.
Iki, yanıtı doğru; kaybolduk.
Üç, bu yanıtın kimseye bir yararı yok!'
KONSERVE
Bilgin Çokbilgiç çılgın deneyi için biri mühendis, biri fizikçi
ve biri matematikçi üç meslektaşını kaçırır. Her birini ayrı bir
hücreye hapseder. Her hücrede kibrit, su ve konserve yiyecekler
vardır, fakat konserve açacağı yoktur. Bir ay sonra deneyinin
sonucunu öğrenmek için meslektaşlarını ziyaret ettiğinde,
mühendisin hücresini boş bulur. Mühendis gizlice hücreye soktuğu
``Swiss-Army' çakısı ile konserve kutularından aliminyum
kırıntıları kazımış. Daha sonra bunları kibritlerin uç
kısımlarındaki ecza ile karıştırarak yaptığı patlayıcı ile hücre
duvarını havaya uçurmuş ve böylece kaçmayı başarmıştır.
Çokbilgiç 2. hücreye baktığında ise, fizikçiyi neşe içinde
konserve bamya yerken bulur. Konservelerin belli bir açı ile
duvara atıldıklarında açıldıklarını keşfeden fızıkçi hem iyi bir
hentbolcu olmuş, hemde yeni bir Quantum Teorisi geliştirmiştir.
Son hücreye baktığında, Çokbilgiç hücrenin bir köşesinde
matematikçi dostunun cansız bedenini görür. Duvarlardan birinde
ise şöyle yazmaktadır:
TEOREM:KONSERVELERİ AÇAMAZSAM ÖLECEĞİM.
İSPAT:FARZEDELİM Kİ BEN ÖLDÜM.
2 KERE 2
Dünyanın en büyük zekalarının oluşturduğu bir topluluğa şu soru
sorulur:
``2*2 nedir?'
Mühendis iyice eskimiş sürgülü hesap cetvelini çıkarır, şöyle
bir sallar ve sonuçta:
``3.99' diye ilan eder.
Fizikçi teknik notlarını karıştırır, problemi bilgisayarında
kurar ve:
``yanıt 3.98 ile 4.02 arasındadır' der.
Matematikçi dünyadan uzak, bir süre huşu içinde düşüncelere
dalar, sonra da:
``yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama bir yanıtın varlığını
kesinlikle söyleyebilirim' der.
Filozof:
``Evet ama, 2*2 ile ne demek istiyorsunuz?'
Mantıkçı:
``Lütfen 2*2'yi daha detaylı tanımlayınız.'
Muhasebeci, bütün kapı ve pencereleri kapatıp, dikkatlice
çevresini kolaçan ettikten sonra:
'SİZ yanıtın ne olmasini isterdiniz?' diye sorar.
SANDIKLARIN SAYISI
Bir matematik dersi sırasında okutman aniden duraksayıp önündeki
masaya bir süre dikkatle bakar. Sonra öğrencilerine dönüp 6 küme
kağıt getirdiğini sandığını fakat ne şekilde sayarsa saysın
masada sadece 5 küme olduğunu söyler. Bir süre daha sessiz kalıp
sonra da şu hikayeyi anlatır:
'``Gençken Polonya'da büyük matematikçi Waclaw Sierpinski ile
tanışmıştım. O zamanlarda bile oldukça yaşlı ve unutkandı. Bir
seferinde herhangi bir nedenle yeni bir eve taşınmaları
gerekmişti. Karısı matematikçinin hafızasına fazla güvenmedıgı
ıçın, bütün eşyaları ile birlikte sokağa çıktıklarında şöyle
demiş:
- Şimdi ben taksi çağırmaya gideceğim, bbu arada sen de 10
sandığımızın başında bekle.Karısı gitmiş ve matematikçiyi
hafifçe dalmış, kendi kendine mırıldanır halde bırakmış. Birkaç
dakika sonra karısı taksiyle birlikte döndüğünde, Bay Sierpinski
(belki de gözünde küçük bir pırıldamayla) demiş ki:
- On sandığımız olduğunu söylemıştın amaa ben sadece 9 tane
saydım.
- Hayır, ON tane var!
- Hayır, say bak: 0,1,2,...
UNUTKANLIK
Bir bilim adaminin deney raporlarindan:
1. gun : Fare uzun sure labirentin icinde dolandi ama peyniri
bulamadi. Icguduleri zayif.
3. gun : Negatif. Sadece labirenti degil, odanin hemen her
yerini aradi; tum dolaplari, cekmeceleri, kavanozlari karistirdi.
Hatta bir tablonun arkasina ve ceplerime bile bakti. Bu fare tam
bir salak.
7. gun : En ufak bir ilerleme yok. Artik arama istegini bile
kaybetti, telefonla kosedeki bufeden iki karisik tost, bir ayran
istemis. Zekadan boylesine yoksun olusu deneylerimde yol almami
onluyor.
18. gun : Zamanla becerilerini gelistirmesi lazimdi,ama sifir!
Bursa'dan aradi, 'kaygilanmamami, peyniri bulacagini' soyledi.
Ona gittikce peynirden uzaklastigini anlatmaya calistim, ama
dinlemedi. Ciddi zeka problemi!
74. gun : Umutsuzluga kapiliyorum; fare, henuz bir zeka
belirtisi gosteremedi. En son Tibet'ten aradi, hayatin anlami
gibisinden birsey buldugunu soyledi. Ama peyniri bulamamis ve
artik umrunda da degilmis. Aptal hayvan! Hayallerimden ve
kariyerimden geriye kuflu peynirler kaldi.
93. GUN : LABIRENTIN ICINE KOYMAYI UNUTTUGUM ICIN FARENIN
PEYNIRI BULAMADIGINI FARKETTIM.
SOBA
Bir gün bir jeoloji mühendisi, bir mimar ve birde fizikçi bir
köyde IQ'sü çok yüksek olan ve kücük bir köyde yaşayan bir
adamın yanına onu tanımak için gidiyorlar.Eve vardıklarında
adamın karısı onları karşılıyor çay ıkram etdikten sonra
kocasının bir işi olduğunu ve hemen gelecegini söylüyor.
Bu üçlü adamı beklerken evdeki sobanın çok qarip bi şekilde
eyimli ve yerden yaklaşık 40-45cm yüksekte olduğunu fark
ediyorlar ve çeşitli yorumlar yapıyorlar.
Fizıkçi:
- Bence soba bu şekilde iken evdeki hava akımlarını dıkkate
alırsak daha fazle ısıtır. Mimar:
-Bu soba evin mimarisine göre yapılmıştır. Jeoloq:
- Bu bölgenin jeotermal ve coğrafi konumundan dolayı böyledir.
Bunlar bu konuyu tartışıken adam gelıyor.ve tartışmaya son
noktayı koyuyor.
-BORU YETMEDI.
EVLİLİK
Adam karisi ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene
biter ve doktor odasindan cikarak kadinin yanina gelir ve:
-'Kocanizin olmemesini istiyorsaniz su kagida yazdiklarimi
uygulayacaksiniz' der.
1-Sabahlari guler yuzle guzel bir kahvalti hazirlayinve ise
mutlu gitmesini saglayin.
2-Ogleleri eve geldiginde guler yuzle karsilayin ve guzel bir
ogle yemegi ile takdir edildigini hissettirin, boylece gunun
geri kalan kismini da iyi gecirmesine yardim edin.
3-Aksamlari eve geldiginde yemek ozellikle guzel olmali. Eve
gelince eline bir kadeh icki verin dinlenmesini saglayin.
4-Haftada en az uc kere birlikte olun, eger isterse daha fazla
birlikte olun.Ve tamamiyla tatmin oldugundan emin olun.'Eger bu
dediklerimi harfiyyen uygularsaniz kocanizin saglik yonunden
hicbir problemi olmayacak' der doktor. Eve geldiklerinde adam
karisina sorar,
-'Ne dedi doktor sana?
Kadin cevaplar:
ÖLECEKMİŞSİN !!
NOSTRADAMUS
Nostradamus adındaki biradam geleceği ve kainattı görür. İlk
önceleri korkar ama sonra alışır. Ona deliderler ama onlar
gerçektir. O, 1 ci 2 ci dünya savaş larını görür atom
bombalarını doğanın yok oluşunu herşeyi ama herşeyi görür yani
kısaca (0,500 yıl önce bugünü ve yarını gördü... o gün o,na deli
dediler ... bugün ise söydiklerini değerlendirmek bize
düşüyor...
SAĞIR
BİR BİLİM ADAMI ÇEKİRGELER ÜZERİNDE ARAŞTIRMA YAPIYORMUŞ
ÇEKİRGENİN 1'İNCİ AYAĞINI KOPARMIŞ.
ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ. ÇEKİRGE ZIPLAMIŞ.
RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 1'İNCİ AYAĞINI KOPARDIM.
ÇEKİRGEYE ZIPLA DEDİM ÇEKİRGE ZIPLADI DİYE YAZMIŞ.
ÇEKİRGENİN 2 VE 3'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARMIŞ. ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ
ÇEKİRGE YİNE ZIPLAMIŞ.
RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 2 VE 3'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARDIM.
ÇEKİRGE YİNE ZIPLADI.DİYE YAZMIŞ.
BİLİM ADAMI ÇEKİRGENİN 4'ÜNCÜ AYAGINI KOPARMIŞ. ÇEKİRGEYE ZIPLA
DEMİŞ ÇEKİRGE ZIPLAMAMIIIŞ.
RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 4'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARDIM.
ÇEKİRGEYE ZIPLA DEDİM.
SONUÇ:
ÇEKİRGE SAĞIR OLDU.
TEMEL
Bir gün bütün ülkelerin bilim adamlarının davet edildiği bir
uzay konferansı için Türkiyeden de bir bilim adamının da
yollanması için davetiye gönderilmiş. Düşünmüşler düşünmüşler
kimi yollayalalım diye en sonunda Temeli göndermeye karar
vermişler. Temel konferansa gitmiş . Konferans başlamış Rus
bilimadamı hemen ilk uzaya biz gittik diye böbürlenmiş,
Amerikalı bilim adamı aya ilk ayak basan biziz diye böbürlenmiş
sırayla tüm ülkelerin bilim adamları konuşmuş, bir ara Amerikalı
bilim adamı Temele dönmüş siz ne yaptınız ne çalışmalarınız var
diye sormuş, salonda derin bir sessizlik olmuş ve bütün başlar
Temele çevrilmiş Temel şöyle bir etrafına bakmış ayağa kalmış ve
göğsünü kabartarak Biz Güneşe gidecağüz demiş. Birden bir uğultu
ve kıpırdanmalar başlamış ve hemen Rus sormuş ama mümkün değil
henüz güneşe erimeden ulaşacak bir uzaygemisi yapılmadı demiş.
Temel yine göğsünü kabartarak biz onu da düşündük akşam
serinluğunda gidecağuz demiş.
KONSERVE
Bir fizikçi bir kimyacı ve bir matematikçi çölde kaybolmuşlar.
Yanlarında sadece 1 kutu konserveleri varmış ama konserveyi
açabilecek herhangibir aletleri yokmuş. Diğerleri Fizikçiye
'hadi bakalım fizik bilgini kullan ve aç konserveyi' demişler.
Fizikçi uğraşmış ama açamamış ve Kimyacıya vermiş. Alda sen aç
kimya bilginle demiş. Kimyacı uğraşmış uğraşmış açamamış. Sonra
konserveyi matetatikçiye vermişler 'sıra sende' demişler.
Matematikçi konserve kutusuna bakmış bakmşş ve demişki:
'VARSAYALIM AÇIK...'
TEZ DANIŞMANI
Bay Tilki bir gün ormanda dolaşırken Bay Tavşan'a rastladı. Bay
Tavşan bir şeyler yazmakla meşguldü.
- Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
- Doktora tezimin 1. bölümünü yazıyorum..
- 1. bölümde teziniz ne?
- Tavşanlar tilkileri nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu hiç de
doğru değil. Bu biir bilim adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik.
Teziniz kökten yanlış.
- Yaa..! Öyle mi? dedi Bay Tavşan, 'Pekii, gel de deneysel
kanıtı gör öyleyse.'
Bay Tavşan önde Bay Tilki arkada çalılığın arkasına doğru
ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle
çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
Bir zaman geçti. Bay Kurt'un yolu Bay Tavşan'ın bulunduğu yere
düştü. Bay Kurt sordu:
- Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
- Doktora tezimin 2. bölümünü yazıyorum..
- 2. bölümde teziniz ne?
- Tavşanlar kurtları nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu doğru değil.
Bu bir bilimm adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz
kökten yanlış.
- Yaa..! dedi Bay Tavşan,'Gel de sana deeneysel kanıt
göstereyim.'
Bay Tavşan öönde Bay Kurt arkada çalılığın arkasına doğru
ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle
çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
Biz de neler olduğunu merak ettik, tabii. Çalılığın arkasına
dolanıp baktık ki Majesteleri Aslan, Ormanın Kralı, haşmetle
oturuyor ve etrafında parçalanmış kurt ve tilki.
Kıssadan Hisse:
Tezinizin ne olduğu hiç önemli değildir; önemli olan tez
danışmanınızın kim olduğudur.
ARABA
Bir hafta sonu, bir makine mühendisi, bir elektronik mühendisi
ve bir bilgisayar mühendisi üç arkadaş arabayla, dağ evine
pikniğe gitmek isterler. Giderlerken ıssız bir yerde arabaları
bozulur. Hepsi de bunun nedeni hakkında kendi meslekii
tecrübelerini de katarak yorum yapmaya başlarlar.
Makine mühendisi:
-Bunun mutlaka mekanik bir arızası vardıır. der.
Elektronik mühendisi:
- Yok yok bunun ateşlemesinde bir problem var, bujilerini
temizleyelim. der.
Bilgisayar mühendisi ise şöyle konuşur:
-Çıkıp bidaha girelim belki düzelir !!!
PROFESÖR
Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği
bir yerde bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok
yaklaştığı bir sırada aşağıda birini görmüş ve sormuş:
- Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
- Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar
yüksektesin!
Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
- Siz profesör olmalısınız.
- Evet, nereden anladınız?
- Söylediğiniz herşey %100 doğru fakat vverdiğiniz bilgiler hiç
bir işe yaramıyor.
Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
- Siz de işadamı olmalısınız.
- Evet, siz bunu nereden anladınız?
- Birincisi, kim olduğunuzu, nereden gelldiğinizi, nereye gitmek
istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş
durumdasınız, buna rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz.
İkinci olarak da, benimle karşılaşmadan önce hangi durum ve
pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı yerdesiniz buna rağmen beni
suçluyorsunuz.
|