Akşam eve dönen adamı karısı kapıda karşıladı.
Sonra da heyecanlı heyecanlı anlatma-ya başladı:
-- Bugün neredeyse, duvardaki saat annemin başına düşecekti...
Adam umursamaz bir tavirla başını salladi:
-- Sahi mi? O saat hep geç kalıyor zaten...
Hocaya sormuşlar
-- Hz.Nuh'un gemisine zeytin dalını getiren güvercin dişi miydi,
erkek miydi7
Hoca hemen cevaplamış:
-- Mutlaka erkekti, dişi olsaydı ağzını uzun zaman kapalı
tutamazdı ki.
Bir bilim adamı pirelerle deney yapıyor. Pireye "Sıçra" diyor. Pire
sıçrıyor Pirenin kanatlarını
koparıyor ve "Sıçra" diyor, pire yine sıçrıyor!.. Raporunu şöyle
yazıyor; "Pire kanatlarını
kopmuş olarak zıpladı."
Ayaklarını koparıyor ve "Sıçra" diyor, pire zıplayamayınca 2.
raporu şöyle yazıyor; "Pirenin ayakları kopunca kulakları
duymuyor."
*
İlk defa helikopter gören Temel, Dursun' a sormuş;
- Dursun, bu nedur da? Dursun, gayet sakin cevap vermiş;
- Haçan, bu olsa olsa bin yaşında bir sinek dur.
*
Doktor, akıl hastasının iyileştiğine karar verip akıl hastasını
taburcu etmiş. Buna çok sevinen hasta gelip doktoruna şöyle
demiş;
-"Doktor Bey, size hediye ayakkabı yapacağım ama sorayım dedim,
topuğu önde mi olsun arkada mı?
Ünlü bir sopranonun konserine giden baba oğul ilgiyle konseri
dinliyorlardı. Bir ara çocuk merakla babasına sordu:
"Baba, öndeki amca elindeki sopayla niye kadını korkutuyor ?"
Baba;
"Korkutmuyor oğlum, yönetiyor!"
"Eee, peki o zaman kadın niye avaz avaz bağırıyor "
Küçük Ahmet, bakkala öfkeyle sordu:
- Neden hep küçük yumurta veriyorsun?
- Taşıması , kolay olur da ondan.
Ahmet eksik para verip yumurtaları alıp giderken bakkal
seslendi:
- Ama sen eksik para verdin.
Küçük çocuk arkasına dönüp gülerek: " Para daha çabuk sayılır
da...
Nuri okuldan eve bir gözü mosmor dönmüştü. Annesi çıkıştı:
"Aşk olsun yine mi dövüştün okulda? "Şey büyük bir çocuğun
küçüğü dövmesine engel olmaya çalıştım da anneciğim."
"Aferin bak bu cesaret işi. Kimdi o küçük?"
Nuri gayet sakin;
" Ben! "
Vurdumduymaz bir adamın evi yanmış. Komşusu koşarak yanına
gelmiş.
" Koş efendi, evin yanıyor. "
Adam sakince cevap vermiş :
"Ev işlerine karım bakıyor."
Küçük çocuk, kendinden daha büyük olana yan yan bakarak:
"Söylediğin sözü geri alman için sana beş dakika süre
veriyorum!" dedi. Öbürü kabararak:
"Bak hele sen. Peki beş dakika sonra sözümü geri almazsam ne
olacak?" diye diklendi. Küçük çocuk biraz düşündükten sonra:
"Peki söyle ne kadar zaman istiyorsun?" dedi.
Bir sergide ünlü romancı, ressam arkadaşına:
"Kutlarım sergi açılışına bakanlar gelmiş"
Bunun üzerine Ressam:
"Ne önemi var ki, bakanlar geleceğine, keşke biraz da alanlar
gelseydi. " der.
Doktor, hastasına o güne dek yaptığı tahlillerin sonuçlarını
açıklayacak;
"Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var. Önce kötü haberi
vereyim. Test sonuçlarına göre 24 saatlik ömrünüz kalmış."
deyince adam yıkılır,
"Hayır, olamaz. Buna inanamıyorum: Fakat bundan daha kötü haber
nasıl olabilir? "deyince hasta, doktorun yanıtı kısa olur;
"Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum."
Delinin biri intihar etmeye karar ve kendini asmaya çalışır.
Biri dayanamayıp sorar;
- Ne yapıyorsun?
- Görmüyor musun, intihar ediyorum.
- Öyle ise ipi boğazına bağlasana
- Bağlarsam boğulurum.
Yüzme bilmeyen bir turist denize düşmüştü. Suda çırpınırken can
havliyle bağırıyordu.
-Help! Help!
Yoldan geçen Temel onu gördü. Kızgın bir şekilde bağırdı:
-Ula ingilizce öğreneceğine, yüzme öğrenseydin ya!..
İki adam aralarında konuşuyorlardı:
-Küçükken gözlerim görmediği için bana voleybol oynatmazlardı.
Bu yüzden başka bir vazife verdiler:
-Ne vazifesi?
-Hakemlik!
Anne küçük kızına anlatıyordu.
"Bak kızım, gelinler en mutlu günleri olduğu için nikahta beyaz
giyerler."
Küçük kız bir an düşündü.
"Yaa... Şimdi damatların neden siyah giydiklerini daha iyi
anlıyorum..."
Küçük Dursun Temel'e sorar:
-Temel emice Cemil MERİÇ kimdur?
-Büyük bir yazar idi. Vefat etti.
-O da küçük yazsa idi...
Temel kahveye koşarak gelir, telaşla:
-Dursun öldi!... der.
Kahvedekiler bu haber üzerine birer yorum yapmaya başlarlar.
-Dursun sapasağlam adamdi neden öldi ki?
-Uşağım hiç bir laz acindan ölmez. Söylemdi biz bağa yardım
ederduk.
-Pelki utanmiştur istemeğe
-Gördinmu uşağım. Dursun acından değul, inadından öldi da...
Her bir kahkaha bir tane pirzola demektir. Der kahkaha ile gülen
Dursun...
Temal atılır:
Desene Dursun sen teminden beri koca bir sığır yedun.
Bir gün ufak, bir çocukla ninesi karşıdan karşıya beraber
geçeceklermiş, nine 80, çocuk ise 5 yaşlarındaymış. Nine
torununa:
-Oğulum karşıdan düt düt geliyor, çabuk geçelim, demiş.
Bunun üzerine çocuk:
-Yok nine, o dütdüt değil, sekiz silindirli mercedes demiş
İlkokula giden oğlunu karşısına alan baba, başladı nasihata:
-Bak oğlum!... Oku ve hayatını kazan... Yoksa dilenci olursun.
-Dilenci mi?
-Evet dilenci!..
-Bunu daha önce söylesene baba!... Bende okula bile gitmeyen bu
zenginler, bu kadar parayı nereden kazanıyor diye merak
ediyorum.
Temel, Cemal ve diğer karadenizliler açık denizde küçük bir
tekne ile fırtınaya tutulmuşlardı. Yanlarında büyük bir gemi
geçmekteydi.
Temel:
-- Uyy, kurtarun pizuuu... imdattt!... diye haykırıyordu.
Geminin güvertesinden birisi de yanıt veriyordu:
-- Biz adam almıyoruz, biz adam almıyoruz.
Bunu duyan Temel:
-- Uyy, haçan piz lazuz, laz, alun pizu.
Yıl sonu tatili yaklaşmıştı. Receb'in vaziyeti pek parlak
değildi. Eve gidip durumu babasına söylemeye korkuyordu. Belki
faydası olur diye telefonla annesini arayarak:
-- Anneciğim, tatil oldu geliyorum. Ama maalesef sınıfta kaldım.
Ne olursun, ben gelinceye kadar babamı hazırla! dedi.
Duruma canı sıkılan ve morali bozulan annesi, oğluna şu cevabı
verdi:
-- Baban hazır, asıl sen kendini hazırla!..
|