|
|
TEMEL HIZ AYARINDA
Temel Amerika'ya gitmis. Orada araba kullanirken yandaki yazilari
okumaya baslamis.
'Speed Limit 80'
Temel hizini 80'e ayarlamis.
'Speed Limit 60'
Temel hizini 60'e ayarlamis.
'Speed Limit 40'
Temel hizini 40'a ayarlamis.
'Speed Limit 20'
Temel hizini 20'ye getirmis.
Bu arada da iyice sinirlenmis. Daha sonra bir tabela daha gormus.
'WELCOME TO SPEED LİMİT'.
TEMEL VE KÖPEĞİ
Temel ve köpeği Karabaş trene binerler.Aynı kompartmandaki yolculardan
biri Temel'e:
-Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda kocaman bir pirenin vücudumda
dolaştığını hissediyorum.
Temel gayet sakin:
-Uy karabaşum dikkat edesun,bu adamda ppire vardur,sana ta geçebulur.
İNANMAZSIN
Kadinin biri evindeki dolaptan sikayetciymis. Çunku yoldan otobus
gecince ses cikartiyormus. Dolabini yaptirmak icin kocasina soylemeden
bir tamirci cagirmis tamirci eve gelmis ve dolabi neresinden ses
ciktigini anlamak icin dolabin icine girmis ve otobusun gecmesini
beklemis. Tamirci dolaptayken eve kadinin kocasi girmis ve dolaptan
bir sey almak icin dolabi acmis bi bakmis icerde bir adam. SormuŞ ne
isin var burada diye adamda soyle cevap vermis:
- valla abi otobus bekliyorum desem inaanmassin....
UNUTKAN TEMEL
Temelde aşırı bir unutkanlık başlamış.Bu rahatsızlığı sebebiyle
doktora gitmiş.Doktor Temel'e nesi olduğunu sormuş.
Temel:
-son günlerde çok unutkan oldum herşeyi çok çabuk unutuyorum demiş.
Doktor:
-hımm peki ne zamandan beri bu durum var?
Temel:
- ne durumu doktor bey?
AYAKLARI UZUN
Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları yerleştiriyormuş. Fakat sıra
develere geldiğinde, develerin kapıdan geçemediğini anlamış. Başlamış
kapının üst kısmını parçalamaya. Ordan geçen biri.
adam -Birader napıyon sen?
temel:
-Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu uzatayrum
adam:
-Ulan salak kapının girişindeki toprağı biraz kazsana..
temel:
-Salak sensin da, devenin boynu uzun ayakları değul !!!
HOCAM TEMELE BİR ŞANS DAHA VER
35 yasini deviren Temel hala ilkokul diplomasini alamamistir. Ayni
ogretmen de ona hala sans vermekte ama faydasi olmamaktadir. Trabzon
ahalisi artik hocaya kizmaktadir. Bunun uzerine hoca Avni Aker,de
kamuya acik son bir sinav daha yapmaya karar verir. Gun gelir ve sinav
baslar. Hoca sorar:-2 kere 2 ne eder.
Temel dusunur dusunur ve ....5 der. Stadtan bir ugultu yukselir.
- Oglum heyecenlanma iyi dusun.Temel:
... 3 der. Stadtan daha yuksek bir ugultu yukselir.
- Oglum sana son bir sans daha veriyorum. Heyecanlanma iyi dusun.Temel:
-'4!'
Stadtan:
'HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER, HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER!....!
3 VAMPİR
3 vampir varmış Biri alman biri ingiliz biriside bizim temel bunlar
havada uçarlarken alman aşağıya inmiş ağzı burnu kan içinde gelmiş:
almana sormuşlar:
-Neden ağzın burnun kan içinde?
Almman:
-Aşağıdaki kadının kanını emdim .
ingiliz aşağıya inmiş ağzı burnu kan içinde gelmiş.
İngiliz'e sormuşlar:
-Neden ağzın burnun kan içinde?
İngiliz:
-aşağıdaki adamın kanını emdim.
Temel'de aşağıya inmiş oda ağzı burnu kan içinde gelmiş.
Temel'e de sormuşlar:
-Neden ağzın burnun kan içinde?
Temel.
-Aşağıdaki direği görüyormusunuz?
Vampirler:
-Evet.
Temel:
-ama ben görmedim.
SIRDAŞ
Ülkeler arasında bir ``sır tutabilme´´ yarışması düzenlenmiş. Bu
yarışmaya Temel de katılmış. Temel'e, bir Amerikan'a ve bir İngiliz'e
birer sır vermişler.
Amerika'lıya işkence yapmaya başlamışlar, üç günden fazla dayanamamış,
sırrını söylemiş.
İngiliz'e işkence yapmaya başlamışlar, bir iki hafta sonra o da
söylemiş sırrını.
Sıra Temel'e gelmiş; günler haftalar geçmiş ama nafile. Söylememiş
sırrını ve kazanmış yarışmayı.
Birkaç dakika sonra Temel başlamış kafasını duvara vurmaya:
HATURLA ONİ DA,HATURLA ONİ... |
|
HALİNE ŞÜKRET
Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye
kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu
yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi
birbirine katar:
-Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar
edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi,
başlarlar nasihata:
-Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene.
Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki
kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp,
hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor.
İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir
de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede
kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
-Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi
kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik
vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu
dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar
beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel
patlar:
-Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi...
Patlayrum.
--------------------------------------------------------------------------------
SAY
Bizim küçük Temel, Okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda
öğretmen:
-Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim.
Temel sevinir, sözlüye kalkar... Hoca:
-Söyle bakayım Temel, İngiltere'yle Fransa kaç kez savaştılar?
Küçük Temel:
-Alti defa savaştiler öğretmenum.
Hoca:
-Aferin sana Temel, tebrik ederum, der.
Küçük Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca:
-Peki say bakalım, demez mi?
Küçük Temel:
-Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti.
--------------------------------------------------------------------------------
TEMEL'İN OĞLU
Temel'in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar:
-Temel, baban nasıl iyi mi?
Küçük Temel:
-Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya...
Öğretmen şaşkın:
-Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...
Küçük Temel sakin:
-Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur...
--------------------------------------------------------------------------------
BAŞKA ÇİMSE YOK Mİ?
Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp
arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre
derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın
dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de
sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı
kadar bağırır:
-Çimse yok miiii!
Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses
duyar:
-Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer
emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen
hiç korkma!
Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış,
yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece
Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
-Başka çimse yok miiii!
--------------------------------------------------------------------------------
FADİME'DEN E-POSTA...
Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik
bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun'la karısı,
Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün
geçirmeye karar verirler.
Eşi, Dursun'dan önce gider Florida'ya ve ertesi gün için Dursun'a da
yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste
bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen
Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar
ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır.
Zaten çok üzgün olan Temel'in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar
ve herkes yerde yatan Temel'e yardım için koşuşturmaya başlar.
Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını
soranlara, bilgisayar ekranını gösterir:
"Sevgili Kocacığım,
Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm
işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası
gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak... Seni dört gözle
bekliyorum..." (Karın)
--------------------------------------------------------------------------------
VERGİ
Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin
topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri
Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır...
Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı
söz alır:
-Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız
vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet
olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım
yaparız...
Derken Avrupalı söz alır ve:
- Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce
yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız.
Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine
düşenleri devlet harcamalarına kullanırız...
Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:
-Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi
değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir
uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi
çizmezuk... Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya.
Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka
hizmet olarak geri döner...
--------------------------------------------------------------------------------
GEÇİM ÇARESİ
Siyasiler boş yere kavga ederse ekonomi de vatandaşa kalır... Temel,
Dursun ve İdris’in parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan
işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir siyaset... Ekonomi ve
enflasyonu bırakan siyasiler devamlı kavga ederler...
Bunlar da oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik nasıl çözülür
onu tartışırlar. İdris söz alır:
- Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini buldum... Bi uçak filosu
yolliyalum. New York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize atom atar.
Teslim oluruk. Sora da Japonya gibi çikaruk ortaya aha zengin oldun...
Dursun atılır:
- Ula daha kolayi varken öyle niye edeyruk... En iyisi Amerika’ya
savaş ilan edelum Beşinci Filo oriya çıkarma yapar... Savaşı
kaybederuk... Ardından Almanya gibi ortaya çikaruk aha zenginsun.
Sonunda Temel atılır, kafasını kaşır ve:
- Ula uşaklar ya savaşi biz kazanursak, oni hiç hesap etmedunuz...
--------------------------------------------------------------------------------
MÜTEAHHİT TEMEL
Bizim Temel, Amerikalı ve İngiliz’le telefon direği dikme ihalesine
girmiş. Müdür şöyle bir öneri getirmiş:
-Hepiniz aynı teklifi verdiniz ama bizim için sürat önemli. Bir
yarışma yapalım, kim daha çok direk dikerse ihaleyi o alacak...
Üçüne de 5 saat süre ve yeterince direk verilmiş. Amerikalı 40,
İngiliz 50, Temel de sadece 4 direk dikmiş. Müdür kızmış:
-Nasıl olur, bak diğerleri bir sürü direk dikmiş...
-Mudür bey siz onların diktuğu direkleri görmedunuz... Nerdeyse tamami
dişarda...
--------------------------------------------------------------------------------
KAPLUMBAĞA TEMEL
Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp;
bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine
varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya çıkarmışlar. Bir
bakmışlar gazoz açacağı yok. Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp
gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa olan Temel'e düşmüş.
Genç kaplumbağa:
-Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmazsanız giderim...
Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl
geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları
ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
-Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir
tanesini yesem olur mu?...
-Elbette...
Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç
Temel, çalıların arasından fırlamış:
-Gitmiyorum işte, gitmiyorum...
--------------------------------------------------------------------------------
YILAN TEMEL
Yılan Temel, arkadaşı yılana sormuş:
-Haçan, biz zehirli yilan miyuk?
-Heee, n'oldu ki?
-Dilimi ısırdum da...
--------------------------------------------------------------------------------
FADİME FEMİNİST OLURSA
Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir.
Amerikalı bir hanım şöyle der:
-Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan
bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım,
birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...
Alman konuşmacı:
-Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben artık
bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün
yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
Fadime kürsüye çıkmış:
-Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel'e "ben artık
çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün
göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye
başladı...
--------------------------------------------------------------------------------
KIZARTMA
Bizim Temel karakolda başkomiserdir. Bir gün bir kadın gelir:
- Komiser bey komiser bey! Kocama tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben
onu haşlayana kadar kocamı markete bezelye almaya gönderdim. Gidiş o
gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
Komiser Temel kadına hiç bakmadan:
- En eyisi siz o tavuğu kizartma yapin.
--------------------------------------------------------------------------------
BEN NE YAPIYORUM?
Bizim Temel’le Dursun Almanya’da bir gün arabayla gezmeye çıkarlar...
Tabii otobandan giderken alışmışlar burda suratli gitmeye. Dursun
tahrik eder:
- Ula bas kaza nerdeyse at arabasi bize yetişecek.
Temel bu durur mu. Hız sınırını çoktan aşmıştır. Birden yoldan çıkıp
yokuştan aşağı ağaçların arasına paldur küldür giderken Dursun atılır:
- Ula ne oldi eyi giderken birden sallanmaya başladuk.
Temel heyecanla:
- Ula Dursun, sorma önüme bi köpek çikti...
Dursun:
- Ula uşağum ezseydun oni da geçseydun...
Temel:
- Ula ben neye uğraşıyorum zannedeysun...
--------------------------------------------------------------------------------
SAĞIR KİM?
Temel doktora gitmiş:
- Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi...
- Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz
ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor
bilelim.
Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken
bulmuş:
- Karıcuğum bugün yemekte ne var?
Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok... Bir beş adım
daha yaklaşıp yine sormuş:
- Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
- Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var...
--------------------------------------------------------------------------------
NEYE BASIYOR?
Temel, kahvehanede arkadaşlarına av maceralarını anlatmaktadır:
- Geçenlerde ormana ava gittum. Birden bi ayi ile karşulaştum. Tüfeği
atıp kaçmağa başladum. O da beni kovalamaya başladi. Tam ayinun
nefesini ensemde hissettuğum anda ayi kayup yere düşti. Bu durumu
fırsat bilip arayi açmağa çaliştum. Ama ayi gene peşima düşti. Gene
tam nefesini ensemde hissettuğum anda ayi tekrar kayup yere düşti. Ben
tekrar arayi açmağa çalıştum.
O arada Dursun, dayanamayarak sorar:
- Ula Temel, çok cesaretli adamsun. Ben senun yerinde olsam, altuma
ederdum.
Temel atılmış:
- Ula sen ayinun neye basup kayduğunu zannedeysun?
--------------------------------------------------------------------------------
KİMİNLE EVLİ?
Mahkemede hakim, Temel'e sormuş:
- Kiminle evlisin?
- Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:
- E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nasil duymadum!..
- Kimmiş?
- Bizum kari.
--------------------------------------------------------------------------------
ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP
"Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için
mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz.
Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki
kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden
taşındık...
Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan
hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını
söküp götürmüşler...
Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek
koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha
gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise
dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca
düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin
cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış
bulundum... Sevgiler... Annen"
--------------------------------------------------------------------------------
HERKES BİLİYOR
Temel, Paris'te bir dükkâna girmiş. Bakmış, dükkânın bir köşesinde
harika bir papağan... Hayran hayran seyrederken, dükkân sahibi yanına
gelip, "Bu harika bir kuştur, karşısına geçene bakar ve ona nasıl
birisi olduğunu söyler" demiş. Temel, papağanın karşısına geçer geçmez,
kuş "Sen aptalsın" demiş. Temel, papağanı satın almak istemiş, ancak
adam satılık olmadığını söylemiş. Bunun üzerine Temel, papağanın
yumurtalarından rica etmiş. Adam, "yarın gelin verelim" demiş. Ertesi
gün gittiğinde Temel'e üç tane yumurta vermiş. Temel derhal Trabzon'a
dönmüş, eş-dost, akraba, komşu kim varsa toplamış ve papağanın
özelliklerini anlattıktan sonra, gururla yumurtaları göstermiş ve hep
birlikte yumurtaları kuluçkaya yatırmışlar. Bir süre sonra,
yumurtalardan birisi çatlamış ve içinden normal bir tavuk civcivi
çıkmış. Bir anlam verememişler. Fakat, ikincisinden bir bıldırcın,
üçüncüden de keklik çıkınca, Temel'in tepesi atmış. Uçağa atladığı
gibi varmış Paris'e, dükkânı bulmuş, dalmış içeriye... Papağan, Temeli
görür görmez, "Sen salaksın" demiş. Temel daha da kızmış ve "Ula baa
bak" demiş, "benum salak olduğumi burda bi sen bileyisun, ama senun
orosbi olduğuni Tirabizonda cümle âlem bilıyi".
--------------------------------------------------------------------------------
NESİ VAR?
Temel, eczane açar. İlk müşterisi gelir:
-Bana bir sinek ilacı verir misiniz?
Temel:
-Tabii, sineğunuzun nesi var?
TEMEL DENEY YAPINCA
Cenevre Tarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari
calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini
anlatiyormus. Sira Temel'e gelince,
-Kuru fasülyeye gül asiladuk, demis. -Peki, punu niye yaptiniz?
-Yellenince gül kokayi.
BİZ BUNU İSTEMEDİK Kİ
Iki boyaci olan Temel (kisa boylu) ile Idris (uzun boylu), bir bayrak
diregi boyama isini almislar. Bu is icin ne kadar boya alacaklarini
hesaplamak icin diregi olcmeye calismislar. Capini olcmek kolay olmus
ama yuksekligi?? Onu olcmek icin Temel Idris'in omuzlarina cikmis ama
diregin tam tepesine ulasamamis. Idris;
'Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim' deyip Temel'in
omuzlarina cikmis ama gene ayni sonuc... Oturup ne yapacaklarini
dusunurken yanlarina iri-yari bir adam yaklasip ne yaptiklarini sormus.
Temel'le Idris sorunu anlattiktan sonra, adam diregi yerden guc bela
sokup yere yatirmis. Boyunu olcup tekrar yerine diktikten sonra yoluna
devam etmis. Gittikten sonra Idris'le Temel bakisip gulusmusler:
'Aptal herife bak! Biz ona yuksekligini sorduk o bize uzunlugunu
verdi.'
TEMEL MODAYA UYARSA
Bizim temel bi yerden duymus, es degistirme moda diye!
- Ula Dursun demis.. 'Es degistirmek pek bi modaymis, hadi bu gece biz
de degistirelim...'
'Tamam demis Dursun...'
O gece Temel'lerin yatak odasi:
-'Ula Dursun, bizim karilar su anda ne yapiyor acaba?'
PROPAGANDA
Temel secimlerde aday olmus, buyuk kalabaliga karsi konusma yapacak,
hazirlanmis, kursuye cikmis. Cebindeki kagidi aramis bulamamis. Bunun
uzerine secmenlere seyle seslenmis:
- Sevgili hemsehrularim, puraya celirkeen neler soyleyecegimu pir
Allah pir de pen pileydum, simdi ise sadece Allah piliy.
BU YENİ
Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyo bigun bi amerikaliyi aliyor
basliyolar gezmeye..(sahildeki yer isimleri uydurma..) turist falanca
sarayi goruyor 'bu ne kadar zamanda yapilmis diyor'
temelde:
5 yilda diye cevap veriyor...-yazik bizde olsa 1 yil..
biraz sonra filan camiyi goruyo 'bu nekadar zamanda yapilmis' diye
soruyor..
temelde:
'2 yil diye cevap veriyor.
turist:
- yazik be bizde olsa 3 ay da biter diyor.
Temel uyuz oluyo duruma.. biraz sonra bi tarihi yapi daha goruyolar..gene
soruyor turist..
temel:
-2 ay diyor.
adam gene:
-yazik be bizde olsa 1 haftada biter,diyor.
Temel iyice killaniyor.tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor..
adam yukariyi gostererek bu kopru ne kadar zamanda yapildi diyor..
Temel saskin saskin bakislarla kafayi kaldirip..
-hangisi ? bumu? bu dun burda yoktu yaaa..
|