Çin’den Google’a saldırı

Amerikan yazılım devi Microsoft, Google’ın Çin’deki faaliyetlerini durdurabileceği uyarısı yapmasına neden olan Çin kaynaklı siber saldırılarda Internet Explorer tarayıcısındaki bir güvenlik açığından faydalanıldığını bildirdi.

Microsoft’un güvenlik direktörü Mike Reavey bir blogda yaptığı açıklamada, Internet Explorer’ın Google ve diğer şirket ağlarına yönelik sofistike ve amaçlı saldırılarda kullanılan vektörlerden birisi olduğunu belirterek, Microsoft’un Google ve sektördeki diğer ortakların yanı sıra yetkililerle bu olayı aydınlatmak için birlikte çalışacağını kaydetti.

Siber saldırıların Microsoft’un eski tarayıcısı Internet Explorer 6 (IE6) üzerinden odaklandığını belirten Reavey, kullanıcılara yazılımın güvenlik parametrelerinin düzeyini yükseğe getirmeleri tavsiyesinde bulundu.

Microsoft grubunun patronu Steve Ballmer ise, CNBC kanalına yaptığı açıklamada, bu saldırıları ciddiye aldıklarını, ancak Çin pazarından çekilme niyetinde olmadıklarını söyledi.

İnternet güvenliği alanında uzman McAfee’nin yetkilisi Dmitri Alperovitch de, bu saldırıların arkasında Çinlilerin olduğunu gösteren hiçbir kanıt bulunmadığını belirterek, ama bir devlet tarafından yapıldığını düşündürecek unsurlar olduğunun da da altını çizdi.

İnternet devi google, Salı günü, Çin’deki insan hakları militanlarının “Gmail” elektronik posta hesaplarını ele geçirmeyi amaçlayan Çin kaynaklı “son derece gelişmiş ve hedef gözeten” bir saldırı üzerine, bu ülkedeki faaliyetlerini durdurabileceğini açıklamıştı.

Amerikalı grup, 20 şirketin daha saldırıların hedefi olduğunu olduğunu bildirdi. Yazılım editörü Adobe de eş zamanlı bir siber saldırının kurbanı olduğunu, ancak Google’a yönelik saldırıyla aynı kaynağın hedefi olup olmadığını bilemediğini açıkladı.

ÇİN’İN AÇIKLAMASI
Bu arada Çin, Google olayının ABD ile ticari ve ekonomik ilişkiler üzerinde hiçbir etkisi olmayacağını bildirdi.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü Yao Jian, Google’ın kararı ne olursa olsun, bunun Çin ve ABD arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin bütününe hiçbir etkisi olmayacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, üst düzey bir Amerikalı yetkilinin Çinli diplomatlardan Google olayıyla ilgili açıklama istediğini bildirmişti.

Çin de gelişmelere tepki göstererek, ülkede internetin “açık” olduğunu, uluslararası internet şirketlerinin topraklarında yasalara uygun faaliyetine ev sahipliği yaptığı açıklamasında bulunmuştu.
kynk:sabah.com

Memurlara Katsayı Müjdesi

Bakanlar Kurulu, 2009 yılının 2. yarısına ilişkin yüzde 0,115′lik enflasyon farkı ve yüzde 2,5′luk Ocak ayı zammı nedeniyle memur maaş katsayılarını yeniden belirledi.

Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Karara göre, maaşları ortalama yüzde 2,62 oranında artıran yeni düzenleme uyarınca Ocak-Haziran döneminde memur maaş katsayısı 0,057383, taban aylık katsayısı 0,76293, yan ödeme katsayısı da 0,01819 olarak uygulanacak.

Sözleşmeli ücretlerini de yeniden düzenleyen Karar ile, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar çerçevesinde görev yapan sözleşmelilerin ücret tavanı 2.671 liraya, Başbakanlıkta Çalıştırılacak Sözleşmeli Personel Hakkında Hizmet Sözleşmesi Esaslarında yer alan unvanlardan Başbakanlık Müsteşarının aylık sözleşme ücret tutarı da 3.107 liraya yükseltildi.

Diğer sözleşmelilerin taban ve tavan ücretleri de yüzde 2,62 oranında artırıldı.
Bakanlar Kurulu Kararında, Üst Kurullarda görev yapan kapsama dahil tüm personelin bu yılın birinci 6 aylık dönemindeki ortalama ücret toplamı üst sınırı da 5.625 lira olarak belirlendi.

Karar uyarınca kapsama dahil personele yapılmakta olan ayni veya nakdi ödeme unsurlarına yeni bir unsur ilave edilmemesi ve ortalama ücret toplamı üst sınırının aşılmaması kaydıyla, Ocak-Haziran döneminde personelin mali ve sosyal hakları, kurum içi hiyerarşik yapıların gerektirdiği ölçüde ve mevzuatı dahilinde yetkili organlarca yüzde 2,62 oranına kadar artırılabilecek.

-EK ÖDEMELER-

Söz konusu Karar ile ek ödemeler de düzenlendi.
Buna göre, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, makam tazminatından yararlananlar hariç olmak üzere, bölge müdürü, bölge müdür yardımcısı, il müdürü, il müdür yardımcısı, il müftüsü, il müftü yardımcısı, daire başkanı, daire başkan yardımcısı, başkan, başkan yardımcısı, genel sekreter, genel sekreter yardımcısı, savunma sekreteri, fakülte sekreteri, enstitü sekreteri, yüksekokul sekreteri, ilçe müftüsü, müdür ve müdür yardımcısı kadrolarında bulunanlardan Devlet memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karara ekli 2 sayısı cetvelin A bölümü ile 3 sayılı cetvelin B bölümünde yer alanlar için ek ödeme oranı yüzde 100 olarak uygulanacak. Ek ödeme oranı 3 sayılı cetvelin F bölümünde yer alanlar için de yüzde 90 olarak tespit edildi.

Bakanlar Kurulu Kararının ek ödemeyle ilgili hükmü 15 Ocak, diğer hükümleri ise 1 Ocak’tan geçerli olacak.
kynk:sabah.com

Hollywood’da Doğan Türkücü

Turist olarak geldiği Türkiye’den etkilenerek Bursa’ya yerleşen ve adını ”Cem Kervan” olarak değiştiren ABD’li Geoff Carvey, 3. albümünü çıkardı.

Tam bir türk halk müziği aşığı olan, kendisine ait bir türkü evi ve müzik stüdyosu bulunan Cem Kervan, ”Şahın Yücelecek Saati Geldi” adlı 3. albümünde kendi bestelerine yer verdi.

Los Angeles’in, ABD film endüstrisinin merkezi Hollywood kesiminde doğan Cem Kervan (52), Türkiye’ye ilk kez 1986 yılında turist olarak geldiğini ve bu gezisinin tüm hayatını değiştirdiğini söyledi.

Gezisi boyunca çok güzel zaman geçirdiğini ve bu sırada tanıştığı arkadaşlarından birinin bağlama çaldığını belirten Kervan, ”Çok iyi çalmıyordu ama çok içten geldi bana. ABD’ye dönerken bir kasetçiye girdim ve 30 tane türkü kaseti aldım. Dinlerken en çok Arif Sağ’ın kasetleri hoşuma gitti. Çok sevdim onları. O arkadaşımdan bağlamasını da aldım. Döndüm ülkeme” dedi.

Kervan, müzisyen bir aileden geldiğini, ABD’de de müzikle uğraştığını dile getirerek, ”Türkiye’den büyülenmiştim. ABD’ye döndüğümde aileme Türkiye’de yaşamak istediğimi söyledim. Onlar da kabul etti. 1987′de geldim Türkiye’ye. Evli değildim o zaman. Eşimle de İstanbul’da tanıştık. Aşık olduk birbirimize, evlendik. Çocuklarımız da Türkiye’de doğdu. Ailecek çifte vatandaşız” diye konuştu.

”İNSANLAR ÇOK SICAK, SAMİMİ, ABD’DE BU YOK”

Türkiye’de yaşamayı seçmesinin gerekçesini, ”İnsan burada doğup büyüdüğü yerin değerini bilmiyor. Balık, denizde yaşıyor. Ama denizin nasıl güzel olduğunu, nelerin bulunduğunu bilmiyor. Türkiye çok güzel bir ülke. Gezilecek görülecek çok yer var. İnsanları çok sıcak, samimi. ABD’de bu yok” diye özetleyen Kervan, kendisini artık bir Türk ve Bursalı olarak gördüğünü ifade etti. Kervan, her zaman müzikle iç içe olması nedeniyle Türk müziklerini çok merak ettiğini ve en çok Türk halk müziğinin ilgisini çektiğini dile getirerek, şunları söyledi:

”Türkülerin, deyişlerin çok güzel anlamları var. Makamları, ritimleri çok farklıydı. Alışmam zaman aldı. Önce Türk sanat müziği kursuna katıldım. O tecrübeden çok şey öğrendim. Sonra aradığım şeyin bu olmadığını fark ettim ve kendime bir hoca bularak bağlama kursu almaya başladım. O bana halk müziğinin felsefi yönlerini öğretti. Çalmaya başladım. İlk başta biraz şüpheliydim, ‘acaba çalabilir miyim’ diye. Çünkü ritmler, gamlar çok farklıydı, ama sonunda ya ben halk müziğine uydum, ya da o bana uydu. Sonra beste de yapmaya başladım. Bu da cesaret isteyen bir işti. Benim Türk halk müziğiyle yoğrulmuş bir geçmişim yok. Baktım herkes beğendi, ben de bu yolda ilerlemeye başladım.”

ÜÇÜNCÜ ALBÜMÜNÜ ÇIKARDI

”Dem Geldi Dem” adını verdiği ilk albümünde sözleri ve müzikleri kendisine ait olan, deyiş ve nefes tarzında 10 parçasının bulunduğunu anlatan Kervan, ”Şaha Doğru Giden Kervan” adlı 2. albümünde çok sevdiği türkülere yer verdiğini, yeni çıkan ”Şahın Yücelecek Saati Geldi” adlı 3. albümünde ise yine kendisine ait 19 parçanın yer aldığını bildirdi.

Türkülerini bestelerken genelde manevi, ruhsal temalardan ilham aldığını dile getiren Kervan, parçalarını Türkiye’nin değişik yerlerinde düzenlenen şenlik, anma töreni ve derneklerin gecelerinde de seslendirdiğini vurguladı. Kervan, hedefinin yeni besteler yapmak olduğuna değinerek, ”Müziği bıraksam da o beni bırakmaz. Değişik etkinlikler yapmaya devam edeceğiz. Güzel bir ortam yaratmak istedik. Kayıt stüdyomuzda, gençlere yardımcı oluyoruz” dedi. Zaman zaman ABD’ye gidip geldiklerini anlatan Kervan, şunları kaydetti:

”Annem, babam, eşimin ailesi orada. Çocuklarım burada daha rahatlar, çünkü burada doğdular. Kızım Ayla, oğlum Kaya burada okuyor. Oğlum bu yıl ÖSS’ye girecek. Bir türkü evi açtık. Şiir ve müzik dinletileri düzenliyoruz. Türküler, bağlamam benim için çok önemli. Hatta Hollywood’da film müzikleriyle uğraşan kardeşim Chris’e bir bağlama hediye ettim. Yaptığı müziklerde az da olsa mutlaka bağlamaya yer verdiğini söylüyor.”
kynk:sabah.com

İsrail’den Diplomatik Skandal

Kurtlar Vadisi adlı dizide İsrail karşıtı görüntü ve ifadeleri protesto etmek üzere Türk Büyükelçisi’ni dün Dışişleri Bakanlığı’na çağıran İsrail, bir skandala imza attı.

Türk Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u kendi koltuğundan daha “alçak” bir yere oturtan ve bundan da “gururla bahseden” İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Danny Ayalon, gazetecilerin büyükelçiyle el sıkışması talebini de reddetti ve Çelikkol ile tokalaşmadı.

İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Daniel Ayalon, Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi’ni dün bakanlığa çağırarak, “Türk medyasındaki antisemitik içerikli veya İsrail karşıtı yayınların durdurulmasını” istedi. Ayalon, “Bu Yahudi toplumunu, İsrail heyetlerini ve Türkiye’ye giden Yahudi turistleri tehlikeye atan, müsamaha gösterilemeyecek bir durumdur.” dedi. Türk Büyükelçi’nin ise diziyi kınadığı ve mesajı Ankara’ya ileteceğini söylediği belirtildi.

Ancak bugün İsrail medyasında yer alan haberlere göre Ayalon ve Çelikkol’un görüşmesinde diplomatik bir skandal yaşandı. Büyükelçi Çelikkol, görüşmede Ayalon’un koltuğundan daha “alçak” bir yere oturtuldu. Görüşmenin sonunda ise gazetecilerin Çelikkol ile tokalaşmasını istenen Ayalon bunu reddetti. Gazetecilere de İbranice olarak “Dikkat edin o alçakta biz yüksekte oturuyoruz, masada sadece bir İsrail bayrağı var ve gülümsemiyoruz.” dedi.

Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’a yakın kaynaklar ise Ayalon’un bu ifadeleri kullandığı sırada kameraların açık olduğunun farkında olmadığını belirttiler.

Öte yandan Haaretz gazetesinde yer alan haberde ise bu uygulamaların, Lieberman’ın bir politikası olduğu iddia edildi. Haberde Lieberman’ın, önümüzdeki hafta Türkiye’yi ziyaret etmesi planlanan Savunma Bakanı Ehud Barak’ın bu ziyaretini önlemeye çalıştığı ifade edildi. Dışişlerinden bir yetkili, bütün yaşananların Lieberman’ın gündeminde olan bir uygulama olduğunu söyledi. Barak’ın önümüzdeki Pazar günü Türkiye’ye gelmesi planlanıyordu.

Ayalon, İngilizce olarak da Türk Büyükelçisi’ne “Maalesef bizim endişe duyduğumuz bir şey var ve ihtiyatı korumak için bunu basın olmadığı halde sizinle görüşmek istiyorum.” dedi.

Görüşme sonunda bir açıklama yapan İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yossi Levy de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün İsrail hakkında yaptığı açıklamalara göndermede bulunarak, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan’ın konuşması, İsrail karşıtı ve antisemitik diziye katıldı. Erdoğan’ın Davos’ta Cumhurbaşkanı’na (Şimon Peres) saldırdığı son bir yıldan beri sistematik olarak ve sürekli İsrail’e karşı ciddi bir eleştiri başlatıldı”

İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ise Ayalon’un bu tavrını “utanç verici” olarak nitelendirdi. Bunun sadece İsrail ve Türkiye arasındaki tansiyonu yükselteceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan Erdoğan’ın dünkü ifadelerinden dolayı yapılan yazılı açıklamada ise İsrail’in kendisini ve vatandaşlarını Hizbullah ve Hamas saldırılarından koruma hakkı olduğuna dikkat çekilerek, “Türklerin İsrail devletine ve dünyadaki en ahlaklı ordu olan İsrail ordusuna ahlak dersi vermeye hiçbir hakkı yoktur” denildi.
kynk:sabah.com

Gerilim Sınırda!

Edirne’ye sokulmayan 150 kişilik grup basın açıklaması için direniyor. Sınırda bekletilen grup, “Biz PKK’lı değiliz, ‘ABD defol bu vatan bizim’ sloganımız” diyerek direniyor.

 “Bölücü örgüt mensupları şehre geliyor” dedikodusu tutmuş. Edirnelilerin çoğu “Şehrimizi bir avuç vatan hainine yem etmeyiz. PKK’lıların geleceği varsa göreceği de var” diyor
TEM yolunda Edirne- Kırklareli il sınırında bir dinlenme tesisindeyiz. Saat 01.00 suları. Gecenin ayazı kalın montlarımıza soğan zarı muamelesi yapıp beter soğuğuyla yakıyor bizi. Titreyişimize sebep olan bu eksi sühunet, kanı kaynayan bir grup gence tesir etmiyor sanki. Onlar az ötemizde, boş TIR parkının göbeğinde ya kalabalık voltalar atıyor ya da 3′lü 5′li gruplar halinde ‘vaziyet değerlendirmesi’ yapıyor. Dışarısı gibi içerisi de kalabalık. Orada da bitiştirilip uzunlaştırılmış masalarda sohbet eden, durum muhasebesi yapan, hayata dair her konudan konuşup sonunu burada mevcut pozisyonlarına getiren genç kızlar, delikanlılar, tek tük orta yaş ve üstü insanlar var.

DEMOKRATİK HAK
Bu kadro kendisini “HALK CEPHESİ” olarak adlandıran 150- 200 kişiye yakın bir kadro. Edirne’de olup biten “malum olaylara” sebep olan basın açıklaması yapma isteğinde direnen kadro yani. Önce tedirgin, mesafeli yaklaşıyorlar bize. Sonradan avukatlarının da dâhil olduğu yönetici kadroyla temas sağlıyor bir kenara çekilip konuşuyoruz.
Geçen gün otoyol turnikelerinde oldukça haşin davranış gördünüz. Gaz, cop, taş üzerine şimdi de soğuk, uykusuzluk, yorgunluk ve belirsiz bekleyiş. Ne olacak peki? - Biz demokratik haklarımızı kullanıp Edirne’ye girmek, basın açıklamamızı yapmak istiyoruz başından beri. Neden engellediklerini de anlayamıyoruz
İzin verilemezse ne yapacaksınız? - Beklemeye devam edeceğiz. Vali küçük bir grubun otogara gelip açıklama yapmasını önerdi
Fena mı bu teklif? - Burada günlerdir demokratik haklarını kullanmak isteyen hangi arkadaşa “sen gelme geri dön” diyebiliriz ki?
Şehirde PKK’lı teröristler geliyor lafı yaygın. - Bunu biliyoruz. Bizim PKK ile bir ilgimiz yok. “Amerika defol, bu vatan bizim” diyoruz sadece. Esas vatan hainliği emperyalizme karşı olmamaktır.
Sizi kente sokmama emri alan polis eninde sonunda gelip dağıtır diye düşünmüyor musunuz? - Bunu defalarca denediler. Yine direniriz.
Otobüsleriniz özel firmaların, şahısların malı. Şoförler “yeter artık çocuklar. Dönelim” demiyor mu? - Yaşadıklarımızı görünce onlar da bize hak veriyor.
Bu tesisin sahipleri tedirgin mi peki? - Sanırız tedirginler. Burayı bir an önce terk etmemizi ima ediyorlar. Bir olay çıkacak diye endişeleri var.
Bu sıcağa kar dayanmaz. 200 kişiye yakın genç insana yiyecek içecek ve diğer ihtiyaçları için destek nereden? - Sivil toplum örgütleri ve her yerdeki arkadaşlarımızın desteği ve bağışlarıyla sürüyor eylemimiz. Kumanya bulmakta zorlandığımız oluyor. Suyu bile 7-8 kilometre ötedeki Havsa’dan aldık ilk günlerde.

KIZINI ALAN ANA
Satırlarımı öğlen vakti yazıyorum. O gençlerin bulunduğu dinlenme tesisinden. Bir anne kızını televizyonda eylemcilerin arasında görüp almak için Edirne’ye geldi, izlemişsinizdir. Bu halin kendi içindeki çarpıcılığı bir yana bu gençlerin aslında kim olduğu ya da “Kimler olmadığını” iyi anlatıyor. Eylem ortasında yetişen annesi tarafından grubun içinden alınıp götürülen bir PKK’lı düşünebiliyor musunuz? Bu arada annenin grup sözcüsü avukat hanıma “Kızımı size bırakayım da dağa çıkarın değil mi?” mealinde sözleri de kara mizah gibi. Analar dağa gitmesine, polis şehre girmesine izin vermiyor bu gençlerin. Ne dağ, ne şehir, kim bilir belki de o yüzden “sınırdalar”.

kynk:sabah.com