Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok
küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden
yalnızca zenginler masada otururlardı.
Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir
elleriyle tabaklarını tutar, öteki
elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus
yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde
çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa
kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?
Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı
Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize
günaydın"dır. Daha
sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat
telif hakkı kardeşlere
aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine
geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete
ödeme yapma zorunluluğu vardır.
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?
Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir
reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar
yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar.
Yapışma olayında benzer
veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir.
Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile
birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
Mezara niçin çiçek konulur?
İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da
öldüğünde mezarının
çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise
M.Ö 2000 yıllara kadar
mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu
çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,
kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç
cesetler çürürken çıkan
kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle
mazarlıklarda kullanılır. Ağacın
yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır.
Cenaze törenherinde siyah
giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak
amacı taşımaktadır.
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?
Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı
almaktır. O yüzden
bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan
gibi şaha yardım eder. İleri
geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı
verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin
Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6.
yüzyılda Hindular tarafından
oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.
İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla
karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer
canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana
mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk
insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve
dişler harekete geçer. Çenedeki
kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi
görüntü verir.
Akıl ile zeka arasında fark nedir?
Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda
düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan
olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama,
ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir.
Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer
sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında
aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci
müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit
matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal
olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere
göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka
IQ denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranışlarınıetkiler mi?
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın
dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir
varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu
görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların
gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde
doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı ,
okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim
gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması
gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken
değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin
600 binde biri kadardır.
Niçin gözyaşı dökeriz?
Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar.
İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki
evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı
koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir
boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra
yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan
gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları
daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni
açıklanamamıştır.
Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz?
Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın
beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri
sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma
yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar.
Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından
küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza
yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün
olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız
ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye
başlıyor.
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?
Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok
zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu
şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli
olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde
dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada
durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta,
tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi
sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem
yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik
biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur.
Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel
biçimdedir.
Develerin hörgüçlerinde ne var?
Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu
suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin
hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek
bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar
ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer
suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100
kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini
kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler,
kandaki su etkilenmez.
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?
Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da
yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri
çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı
yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen
ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün
üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım
insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran
ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da
onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha
sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil,
burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun
delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de
koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü
ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü
değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir
ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı,
moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin
ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla
enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın
bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde
etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat
onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık
bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı
oksijenle beslemesi gerekmektedir
Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?
Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz
uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki
deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan
sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra
kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama
kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun
hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez
yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan
sonra yıkandığında çekmez.
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?
Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların
çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini
kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle
saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir.
Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar
saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ
elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.
Bir hafta niçin 7 gündür?
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak
kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı
gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat
oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik
notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha
sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10
yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına
geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.
Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?
Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların
içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri
soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa
hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden
çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya
benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır.
Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın
da içeri girmesini engeller.
İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?
Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul"
ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri
sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir.
Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir.
İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de
üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?
Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken
doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma
minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu
reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın
genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak
kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini
omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi
için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar
geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin,
yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla
gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi
konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.
Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?
Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar
sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır.
Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu.
Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli
1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların
gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye
çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi
basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler.
2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem
sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda
pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye
aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve
yazıyı kaliteli kılmasıdır.
Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?
Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin
ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin
sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin
kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden
çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden
büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo,
teyp, volkmen vb. için aynıdır.
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?
Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir.
Kulağa en çok
horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü
olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem
horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler
ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz
ve kuşların sabah gün
doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?
Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların
ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman
oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama
şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya
kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz
sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler
başlar.
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?
Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş
iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki
genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise
boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde
edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda
hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı
başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan
içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa
sıcak, soğuksa soğuk kalır.
Kuşlar nasıl konuşabiliyor?
Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl
organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve
dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz.
Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel
bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit
ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı
olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın
boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit
yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların
seslerini
taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.
Kediler balık ve sütü niçin severler?
Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok
iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden
suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında
kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni
evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa,
küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski
Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için
evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve
Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında
balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan
dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da
kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir.
Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı
beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da
önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur.
Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya
da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine
değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük
kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz
küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası
kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha
erime olmaz
|